SPACE’26’nın 5. yılında açılış konuşmacısı olarak ağırlayacağımız, çağdaş mimarlığın en etkili isimlerinden Lina Ghotmeh ile The Art Newspaper’ın Kadınlar Günü dolayısıyla sanatçı kadınlara ithaf edilen Mart sayısı kapsamında özel bir röportaj gerçekleştirdik. Beyrut doğumlu, Paris merkezli mimar ve Lina Ghotmeh Architecture’ın kurucusu olan Ghotmeh; tarih, hafıza ve malzeme ile kurduğu güçlü ilişki üzerinden çağdaş mimarlığa getirdiği yeni perspektifi bu röportajda aktarıyor.

“Geleceğin arkeolojisi” olarak tanımladığınız tasarım yaklaşımınız sanat, sürdürülebilirlik ve mimarlık arasında nasıl bir ilişki kuruyor?
“Benim için “geleceğin arkeolojisi” mimarlığı farklı disiplinlere açan, araştırma temelli bir yaklaşım. Mimarlık sanatın, mühendisliğin, malzeme bilgisinin, politikanın, ekolojinin ve kültürün mekansal ifadesi olarak doğası gereği disiplinler arasıdır. Her proje geleceğe yönelik bir kazı gibidir; Bir yere aidiyet üzerinden, sanatın, sürdürülebilirliğin ve bilginin, süreç ile malzeme aracılığıyla doğal biçimde kesiştiği, spekülatif bir araştırma alanı…”

Günümüzde mimarlık, iç mimarlık, tasarım ve sanat arasında nasıl bir disiplinler arası diyalog söz konusu?
“Bugün disiplinler arasındaki sınırlar giderek geçirgenleşiyor. Mimarlık artık yalnızca cephe ya da strüktürden ibaret değil. Atmosfer, anlatı ve deneyimle de bir o kadar ilgili. İç mimarlık, tasarım ve sanat aynı dilin parçaları haline geliyor.
Örneğin Hermès Projesi’nde mimarlık ile zanaatkarlık derin bir biçimde kesişiyor. Mekansal tasarım, ustaların gösterdiği hassasiyet ve özeni yansıtıyor. Mobilya, peyzaj ve objeler dekoratif birer ek değil. Onlar mimari anlatının ayrılamaz unsurları…”
100 Yıl önceki mimarlarla karşılaştırıldığında, bugün mimarların sorumlulukları ve mesleki tanımı nasıl değişti?
“Mimarların sorumluluk alanı önemli ölçüde genişledi. O dönem mimarlar, moderniteye ve sanayileşmeye yanıt veriyordu. Bugün ise iklim krizi, sınırlı kaynaklar ve karmaşık toplumsal koşullarla şekillenen gezegen boyutunda bir bağlamda çalışıyoruz.
Mimar artık yalnızca biçim veren kişi değil. O artık ekoloji, kültür, ekonomi ve toplum arasındaki karışıklıkların arabulucusu. Mekanların hafızasını, insanların deneyimini ve seçimlerimizin çevresel etkisini hem inşa ettiğimizi hem de koruduğumuzu düşünmek zorundayız bugün…”
Yazının tamamı The Art Newspaper Mart Sayısında!
Röportajı Gerçekleştiren: Aysun Öz





















Yorum Yazın!