Giardini della Biennale’de yer alan Merkez Pavyon, İtalyan mimarlık stüdyosu Labics ve mimar Fabio Fumagalli tarafından gerçekleştirilen kapsamlı restorasyonun ardından, bu yılki Venedik Sanat Bienali’nde yeniden açılmaya hazırlanıyor. Aralık 2024’te başlayan ve Mart 2026’da tamamlanan çalışmalar, Mimar Arianna Laurenzi ve mühendis Cristiano Frizzele liderliğindeki Venedik Bienali Özel Projeler ekibinin gözetiminde yürütüldü. Proje, İtalya Kültür Bakanlığı tarafından Ulusal İyileştirme ve Dayanıklılık Planı (PNRR) ile buna bağlı Ulusal Yatırım Programı (PNC) kapsamında finanse edilerek, kentin kültürel altyapısını güçlendirmeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı ulusal bir girişimin parçası olarak hayata geçirildi.

Proje, 1895 yapımı tuğla binayı geleneksel bir restorasyon yaklaşımı yerine zaman içinde geçirdiği dönüşümlerle katmanlı bir mimari organizma olarak ele alıyor. Tasarım ekibi, binanın tarihsel izlerini korurken uyumsuz ekleri ayıklayarak daha okunaklı, süreklilik taşıyan ve esnek bir mekânsal kurgu yaratıyor. Bu stratejik müdahaleler ile sergi alanları yenilenerek bina çağdaş sergi gereksinimlerine uygun hale getiriliyor.

Yenilenen düzenin merkezinde yer alan Sala Chini, ana dağıtım mekânı olarak sergi alanları arasındaki dolaşımı organize ediyor. Bu merkez; kitapçı, kafe ve eğitim alanları gibi kamusal işlevlerle çevreleniyor. Fakat buna rağmen sergi mekânları nötr kalarak sade bir kimlik oluşturuyor. Binanın eğimli çatılarının altında konumlanan dikdörtgen sergi kısımları ise çeşitli küratöryel ihtiyaçlara çözüm sunacak şekilde beyaz duvarlarla bölünmüş.

Yapıya eklenen çağdaş müdahaleler, mevcut mimariyle rekabet etmeyen, onu tamamlayan bir dil benimsiyor. İtalyan mimar Carlo Scarpa tarafından tasarlanan pencere sistemleri bunun bir örneği olarak restore edilip tekrardan kullanıma kazandırılmış; çatıya ise fotovoltaik camdan yapılmış pencereler eklenmiş.

Kafe kısmında, kanal manzaralı terasa açılan cam kapılar yer alıyor. Aynı zamanda bu kısma lamine ahşap ve çapraz lamine panellerden oluşan kanopiler de eklenmiş. “Altane” olarak bilinen Venedik tarzı ahşap çatı teraslarından esinlenerek tasarlanan bu kanopiler, Merkez Pavyonun peyzajla bütünleşmesini sağlıyor.

Yapıda, iç mekânın bütünlüğünün korunması amacıyla teknik sistemler duvarların arkasına gizlenerek görünmez kılınmış. Ayrıca mekânın tamamen karartılabilmesini sağlayan motorlu panjurlar da alana entegre edilerek farklı atmosferlerin oluşturulmasına olanak sağlanmış.

Proje; binanın tarihsel katmanlarına eleştirel bir yaklaşımla fakat geçmişin izlerini de silmeden, onları yeniden düzenleyip yorumlayarak Merkez Pavyonu çağdaş sergi pratiklerine uyumlu mekânsal bir organizasyona dönüştürüyor.
Fotoğraflar: Marco Cappelletti
Kaynak: dezeen.com








Yorum Yazın!