Muammer Karaca Tiyatrosu

Mimarlık Ofisi: Novos Studio
Projenin Yeri: Beyoğlu, İstanbul
Proje Tipi: Yeniden Kullanım
Proje Yılı: 2026
Web Sitesi: novos.studio
Fotoğraflar: Egemen Karakaya

Proje Künyesi / Metni

Beyoğlu’nun kalbinde yer alan Muammer Karaca Tiyatrosu, Türk bulvar tiyatrosunun önde gelen isimlerinden Muammer Karaca tarafından 1955 yılında kurulmuş ve mimar Perran Doğancı tarafından tasarlanmıştır. İstiklal Caddesi’ne açılan bir çıkmaz sokakta konumlanan tiyatro, yarım asrı aşkın süredir İstanbul’un kültürel belleğinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Yapı kompleksi, farklı dönemlere ait üç yapıyı bir araya getiriyor: 19. yüzyıldan kalma bir Beyoğlu apartmanı, eski Fransız Mahkemesi binası ve tiyatro yapısı. Yenileme projesi, bu mimari katmanlar arasındaki ilişkiyi yeniden ele alarak her birinin özgün kimliğini korumayı ve aralarında yeni mekânsal ve işlevsel bağlantılar kurmayı amaçlıyor.

Muammer Karaca Tiyatrosu’nun restorasyon ve yeniden işlevlendirme süreci, İBB Miras’ın yaklaşık yedi yıl önce başlattığı çalışmalarla hayata geçirildi. Novos Studio ise projeye son dört yıllık süreçte dahil oldu. Restorasyon çalışmaları ve proje yönetimi İBB Miras tarafından yürütüldü.

Mimari yaklaşımın merkezinde, üç yapı arasına yerleştirilen şeffaf bir atriyum bulunuyor. Tiyatro hacmini tarihî apartman yapısından ayıran bu düzenleme, sonradan yapılan müdahalelerle gizlenmiş olan binanın orijinal cephesini ve yapının mekânsal karakterini yeniden görünür kılıyor. Gün ışığını yapı kompleksinin derinliklerine taşıyan atriyum, ana fuaye işlevinin yanı sıra dolaşım, buluşma ve sosyalleşme alanı olarak kullanılıyor. İki farklı dönem arasında bir geçiş mekânı olarak tasarlanan bu alan, tarihî ve çağdaş katmanların aralarındaki farklılıkları ortadan kaldırmadan bir arada var olmalarını sağlıyor ve yapının geçirdiği dönüşümü yalın bir mimari dille görünür kılıyor.

Yenilenen program; eski apartman binası içinde 300 kişilik bir tiyatro, prova ve eğitim alanları ile tonozlu Fransız Mahkemesi binasında esnek kullanıma olanak tanıyan sergi ve performans salonunu kapsıyor. Her yapı, mimari karakterini korurken ortak kültürel programa da katkıda bulunuyor. Sokak yaşamını yapının içine taşıyan atriyum, tiyatro ile kent arasında yeni bir ilişki kuruyor. Proje, geçmişi yalnızca korumakla sınırlı kalmayarak mimari belleği yaşayan bir olgu olarak ele alıyor; zaman içinde yeni kullanımların, karşılaşmaların ve anlamların ortaya çıkmasına olanak tanıyor.