Belçika’nın Kortrijk kentinde yer alan tarihî Groeninge Manastırı, Barozzi Veiga ve TAB Architects’in müdahalesiyle Abby Kortrijk adı altında yeni bir sanat mekânına dönüştürüldü. Proje, manastırın gelişimine katkı sağlayarak, mekâna özgü geçici sergiler ve kamusal etkinlikler için çağdaş bir sanat alanı görevi görüyor. Begijnhof Parkı’nın peyzajı içinde konumlanan yapı, içe dönük manastır tipolojisinden, herkes için erişilebilir, açık ve çok katmanlı bir müze anlayışına evriliyor ve bu dönüşümle birlikte güçlü bir kentsel odak noktası oluşturuyor. Tasarımda kimlik teması ise geniş bir perspektifle ele alınıyor; süreklilik, restorasyon ve dönüşüm gibi kavramlar dengeli bir biçimde bir araya getirilerek, mevcut yapıya bütünüyle kök salan yeni bir kimlik oluşturuyor.


Alınan tasarım kararları doğrultusunda manastırın şapel ve yatakhane yapıları yeniden kullanıma açılmış. Park alanında oluşabilecek yoğunluğu önlemek ve mevcut yapının çevresinde nefes alabilecek boşluklar bırakmak amacıyla ise çağdaş standartlara sahip yeraltı sergi alanları eklenmiş. Bu müdahale, tarihî yapıların fiziksel varlığını gölgelemekten özellikle kaçınılmasını sağlıyor. Yeraltında konumlanan bu nötr “beyaz kutu” galeriler, esnek ve kontrollü mekânlar sunarken üst kotta yer alan tarihî yapıların güçlü karakteriyle bilinçli bir karşıtlık kuruyor. Böylece ziyaretçi deneyimi, tarihsel hacimlerden nötr sergi alanlarına uzanan çok katmanlı bir mekânsal kurguya dönüşüyor.


Bu tarihsel sürekliliğe eklemlenen en belirgin çağdaş unsur ise Begijnhof Parkı’na doğru uzanan yeni pavyon. Ortogonal yerleşimi ve eğik çatı formu ile manastırın geleneksel siluetine referans veriyor. Koyu renkli geri dönüştürülmüş tuğla kaplı cepheleri ise bu tarihi kompleks içerisinde yapıya bağımsız ve özgün bir karakter kazandırıyor, yapıya anıtsal ve ifade gücü yüksek bir karakter kazandırarak kentsel bağlam içindeki görünürlüğünü artırıyor. Eski yatakhane yapısı aracılığıyla komplekse bağlanan bu pavyon, bar ve restoran işlevleriyle manastırın geçmişteki ortak yaşam kültürünü yeniden yorumlayan sosyal bir buluşma mekânına dönüşüyor.


Eski yatakhane yapısında minimum değişimle özgün pencereler, tavan ve kırmızı terracotta zemin restore edilmiş. İç mekâna Kortrijk kent koleksiyonuna ait eserlerin sergilenmesi için uzun bir vitrin eklenmiş ve sanatçılar ile koleksiyon arasında doğrudan bir ilişki kurulması sağlanmış. Bu müdahaleler ile manastır, ziyaretçilerin sanatı farklı odalar boyunca deneyimlediği bir sanat evi olarak kurgulanmış. Yatakhane ile pavyon arasındaki sergi alanlarının bilet gerektirmeden gezilebilmesi ise yapının kamusal erişilebilirliğini güçlendiriyor ve kompleksi gündelik kentsel yaşamın parçası hâline getiriyor.


Yatakhanenin üzerinde, eski şapelin yanında konumlanan kabul odası yer alıyor. Kompleksin en eski bileşenlerinden biri olan eski şapelde, zamanla eklenen koridorlar ve asma katlar kaldırılarak yapının özgün mekânsal bütünlüğü yeniden ortaya çıkarılmış, böylece 16. yüzyıla ait hacim hem tarihsel atmosferini yeniden kazanmış hem de güçlü düşey etkisiyle sergiler için nitelikli bir mekân olarak yeniden işlevlendirilmiş.


ABBY Kortrijk’in en güçlü yönlerinden biri, yeni ve eski arasında kurduğu açık ama dengeli ilişki. Proje, tarihî yapıyı taklit etmek yerine onunla var olan, onu görünür kılan ve tamamlayan yeni mekânsal katmanlar oluşturuyor. Yapı, geçmişin mekânsal hafızasını korurken, çağdaş sanat üretimi ve kamusal yaşam için esnek ve sürdürülebilir bir zemin sunan bütüncül bir mimari organizasyon olarak öne çıkıyor.
Proje Yılı: 2025
Lokasyon: Kortrijk, Belçika
Mimar: Barozzi Veiga
Fotoğraflar: Simone Marcolin
















Yorum Yazın!