Cunda Adası’nda konumlanan Pür Cunda, SOUR tarafından hem yaşam hem de üretim alanı olarak tasarlanan bir konut-kayıt stüdyosu. Yerel zanaat ile dünya standartlarında akustiği bir araya getiren proje, uluslararası ve yerel müzisyenlerin ortak yaratım süreciyle geliştirildi. Tasarım, açık kıyı manzaralarından gömülü stüdyo alanlarına doğru inen bir kesit boyunca farklı işlevleri düzenlerken, mimariyi hem kültürel bir çerçeve hem de akustik bir enstrüman olarak ele alıyor. Cunda’nın deniz, zeytin ağaçları, rüzgâr ve kuşlarla tanımlanan doğal çevresi ile ileri düzey müzik prodüksiyonunun gerektirdiği teknik hassasiyet, projenin temel tasarım sorusunu oluşturuyor. Yerleşkenin mimari dili, Cunda’nın kıyı yerleşimlerinde görülen üçgen çatılı yapıların dağınık kompozisyonundan ilhamla tasarlanmış.


Yerel formlar doğrudan kopyalanmak yerine oranları, birleşimleri ve kütle ilişkileri yeniden düzenlenerek çağdaş bir mimari dile dönüştürülmüş. Konsollu üst katlar ve elemanlar arasındaki daha keskin tektonik geçişler, geleneksel referanslarla güncel yapısal çözümler arasında süreklilik kuruyor. Bina, Cunda’nın mimari mirasına referans veren sade ve iki katlı bir yapı olarak ele alınırken tuğla, taş ve ahşap gibi malzemeler bu ilişkiyi güçlendiriyor. Ağır taş kaide yapılar araziye sağlam biçimde oturuyor, ahşap kaplamalı daha hafif üst hacimler ise geçirgenlik, hafiflik ve yükselme hissi yaratıyor.


Proje, zemin katta yer alan sosyal ve kamusal işlevlerden başlayarak giderek daha kontrollü akustik ortamlara doğru ilerleyen kesitsel bir kurguya sahip. Restoran, ortak yaşam alanları, teraslar ve açık mekânlardan başlayan dolaşım, yaklaşık -10 metre kotunda konumlanan Müzisyen Salonu ve kayıt stüdyolarına doğru devam ediyor. Bu geçişte GFRC kabuk önemli bir eşik oluşturuyor. Kesintisiz ve kavisli yüzeylerden oluşan kabuk, kullanıcıları Cunda’nın yerel sakinliğinden son derece hassas ayarlanmış kayıt ortamına taşıyor. SOUR tarafından ses manzaralarının oluşturduğu bir “solucan deliği” olarak tarif edilen bu geçiş, müziğin zaman, kültürler ve insanlar arasında hareket etme biçimini mekânsal bir deneyime dönüştürüyor.

Zemin kotu altında konumlanan kayıt alanları, “kutu içinde kutu” sistemiyle yapısal titreşimlerden ve dış gürültüden izole edilmiş. Canlı kayıt odaları, kontrol odası, vokal ve perküsyon odaları, yankı odaları, kurgu ve montaj stüdyoları, mastering stüdyosu ve Dolby Atmos sinema salonu, farklı üretim aşamalarını aynı sistem içinde bir araya getiriyor.

Ana kayıt odası, 75 kişilik bir orkestrayı barındırabilecek ölçekte tasarlanmış. Sürgülü bölmeler ile dönebilen ve yüksekliği ayarlanabilen tavan panelleri, akustik koşulların farklı kayıt ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesini sağlıyor. Böylece mimari, sabit bir iç mekân olmaktan çıkarak değişken ses karakterlerine yanıt verebilen bir üretim ortamına dönüşüyor.

Tasarım süreci, müzisyenler ve yaratıcı profesyonellerin katkılarıyla deneyimsel öncelikleri doğrudan mekânsal stratejilere aktarıyor. Konut, konaklama ve üretim programları birbirinden ayrılmak yerine iç içe geçirilirken yatak odaları, ortak alanlar ve stüdyo mekânları hem mahremiyeti hem de karşılaşmaları destekleyecek biçimde konumlandırılıyor.

Kullanıcıların yalnızlık, dinlenme, sosyal etkileşim ve işbirliği arasında geçiş yapabilmesi projenin programatik yapısının temelini oluşturuyor. Çift kat yüksekliğindeki restoran, teraslar ve açık alanlar ise iç mekân yaşamını kıyı peyzajıyla ilişkilendiriyor.


Pür Cunda böylece yerel mimari referanslar, ortak üretim kültürü, konaklama ve yüksek performanslı akustik gereklilikleri tek bir mekânsal sistem içinde bir araya getiriyor.
Proje Yılı: 2026
Lokasyon: Cunda, Ayvalık, Türkiye
Mimar/Tasarımcı: SOUR Studio
Fotoğraflar: İnanç Eray – SOUR Studio



















Yorum Yazın!