Dünyaca Ünlü Mimarlık Ofislerinden Açıklanan Konsept Tasarımları – Ocak’26

Dünyaca ünlü mimarlık ofislerinin güncel konsept projelerini mercek altına aldığımız serimizin Ocak ayı seçkisinde Renzo Piano Building Workshop (RPBW) + PTW Architects, Lina Ghotmeh Architecture, Emre Arolat Architects (EAA), Luca Poian Forms & Frade Arquitectos ve Zaha Hadid Architects’in projeleri yer alıyor. Hanoi’den Londra’ya, Antalya’dan Elche ve Okinawa’ya uzanan geniş bir coğrafyada konumlanan bu yapılar; opera binalarından müze galerilerine, kongre merkezlerinden kıyı tatil köylerine kadar uzanan program çeşitliliğiyle, güncel mimari uygulamaların kamusal alan, peyzaj ve kültürel üretimle kurduğu ilişkileri görünür kılıyor.

Isola Della Musica | Renzo Piano Building Workshop (RPBW) + PTW Architects

Görsel: Aesthetica Studio

Renzo Piano Building Workshop ve PTW Architects imzasını taşıyan Isola Della Musica, Hanoi’de Batı Gölü ile Đam Tri Gölü arasında inşa edilen yeni bir adada konumlanan simgesel bir opera binası. “Müzik Adası” anlamına gelen yapı, 1.800 kişilik opera salonu ve 1.000 kişilik kongre salonu ile Vietnam’ın kültürel altyapısına yeni bir merkez kazandırmayı hedefliyor.

Görsel: Aesthetica Studio

Sedef renginin parlaklığından ilham alan kavisli beton kabuk, sedefli seramik karolarla kaplanarak gün boyunca değişen ışık koşullarına göre sürekli dönüşen bir cephe karakteri oluşturuyor. Dairesel çatı pencereleriyle delinmiş bombeli form, cam cepheler üzerinden yere doğru süzülerek kemerli açıklıklar yaratıyor. Yapının ince nervürlü beton taşıyıcı sistemi, katener eğrileriyle tanımlanan üç boyutlu bir kabuk olarak tamamen sıkıştırma kuvvetiyle çalışan bir strüktüre sahip. Isola Della Musica, mimarlığı yapısal bir arketip olarak ele alan yaklaşımıyla, kentsel bağlam içinde heykelsi ve zamansız bir kültür simgesi olmayı amaçlıyor.

British Museum Gallery | Lina Ghotmeh Architecture

Görsel: Lina Ghotmeh Architecture

Lina Ghotmeh Architecture, British Museum’un Western Range galerilerinin yeniden tasarımı için açılan iki aşamalı uluslararası yarışmayı kazanarak müzenin en kapsamlı dönüşüm projelerinden birine imza atmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 15.650 metrekarelik alanı kapsayan proje, müzenin galeri alanının üçte birini dönüştürerek Bloomsbury yerleşkesinin uzun vadeli masterplanında önemli bir eşik oluşturuyor.

Görsel: Lina Ghotmeh Architecture

Lina Ghotmeh’in “arkeolojik yaklaşım” olarak tanımladığı tasarım stratejisi, mevcut yapının tarihsel katmanlarını koruyarak yeni mekânsal organizasyonlar üretmeyi hedefliyor. Proje, müzenin koleksiyon anlatısını güçlendiren, mekân ile içerik arasında daha sezgisel bir ilişki kuran çağdaş sergileme kurgularını ön plana çıkarıyor. İlk tasarımların 2026 ortasına kadar geliştirilmesi planlanan bu dönüşüm, British Museum’un tarihsel mirasını güncel müzecilik pratikleriyle yeniden yorumlayan önemli bir referans olarak öne çıkıyor.

Le Méridien Antalya | Emre Arolat Architecture (EAA)

Görsel: Emre Arolat Architects

Konyaaltı sahilinde konumlanan Le Méridien Antalya, kıyı hattıyla doğrudan mekânsal ilişki kuran plan şemasıyla öne çıkıyor. Emre Arolat Architecture tarafından geliştirilen proje, ana kütleyi saran özgün kabuğu sayesinde bölgenin yerel mimari referanslarından soyutlanan teatral bir ifade dili oluşturuyor. 2025 yılında inşasına başlanan yapı, Dünya Mimarlık Festivali’nde “Geleceğin Kültür Yapısı” kategorisinde aday gösterilmesiyle uluslararası ölçekte de dikkat çekiyor.

Görsel: Emre Arolat Architects

Dikey süreklilik sağlayarak katlar arası devam eden merkezi atriyumlar, görsel bir bütünlük kurarken iç mekânlara doğal ışık taşıyor. Atriyum çevresine yerleştirilen iç peyzaj, Antalya’nın doğal bitki örtüsünü yapıya entegre ederek sakinleştirici bir atmosfer oluşturuyor. Denize açılan odaları ve merkezî boşluk etrafında kurgulanan iç mekân organizasyonu ile Le Méridien Antalya, sahil bandında hem kamusal hem de yarı-özel kullanımları dengeleyen bir otel tipolojisi sunuyor.

Elche Congress Centre “Espardenyer” | Luca Poian Forms & Frade Arquitectos

Görsel: Playtime

Luca Poian Forms & Frade Arquitectos tarafından tasarlanan Espardenyer Kongre Merkezi, bir geçiş alanını ayrım çizgisi yerine kentsel bir bağlanma noktası olarak ele alıyor. İspanya’nın Elche kentinde tarihi Vila bölgesi ile çağdaş Altabix yerleşimi arasında konumlanan ve kompakt ve sağlam bir kütle olarak yükselen yapı, dokunmuş tekstil yüzeylerden oluşan geçirgen cephesi sayesinde çevredeki sokak dokusuyla sürekli etkileşim halinde.

Görsel: Playtime

Cephede kullanılan esparto bitkisi temelli dokuma elemanlar, güneş ışığını ve havayı filtreleyerek iklime uyum sağlayan bir dış kabuk oluşturuyor. Bu katman, hem çevresel bir araç hem de yerel zanaat geleneklerine referans veren kültürel bir ifade. İç mekânda performans salonları etrafında kurgulanan dolaşım şeması; konferanslar, sergiler ve kamusal buluşmalar için çok ölçekli mekânsal olanaklar yaratıyor. Sokak seviyesinde kamusal alanın binaya doğru genişlemesi, Espardenyer’i Elche için yeni bir kentsel agora olarak konumlandırıyor.

Vertex Hotel | Zaha Hadid Architects

Görsel: Negativ

Zaha Hadid Architects tarafından Japonya’nın Okinawa kentinde tasarlanan Vertex Hotel, NOT A HOTEL markasının ilk kıyı tatil köyü olarak konumlanıyor. Turkuaz koylar ile yoğun subtropikal orman arasında yer alan proje, hassas bir kıyı ekosistemine entegre edilen peyzaj odaklı bir mimari kurgu sunuyor.

Görsel: Negativ

Kademeli yatay düzlemler, avlular ve teraslar şeklinde biçimlenen yapı, mevcut kaya oluşumlarının devamı gibi algılanacak şekilde araziye yerleştiriliyor. Kapsamlı çevresel analizlere dayanan tasarım, Okinawa’nın nemli subtropikal iklimine uyum sağlayacak biçimde yönelim, cephe ve mekânsal organizasyonu optimize ediyor. Geleneksel Japon mimarisinin gölgelik tipolojisini çağdaş bir yorumla yeniden ele alan tasarım, doğal havalandırma ve pasif iklimlendirme stratejileriyle destekleniyor. Yerel taş, seramik ve ahşap kullanımının öne çıktığı proje, döngüsel malzeme yaklaşımı ve modüler prefabrik sistemlerle uzun vadeli çevresel etkiyi minimize etmeyi amaçlıyor.