Dünyaca Ünlü Mimarlık Ofislerinden Açıklanan Konsept Tasarımları – Mart’26

Dünyaca ünlü mimarlık ofislerinin güncel konsept projelerini mercek altına aldığımız serimizin Mart ayı seçkisi; kamusal enstalasyonlardan veri altyapılarına, yeniden kullanım projelerinden havalimanlarına ve bilim merkezlerine uzanan çok katmanlı bir program çeşitliliğini bir araya getiriyor. Lina Ghotmeh Architecture, Carl Fredrik Svenstedt Architects, Studio KO, Bjarke Ingels Group (BIG) ve Snøhetta & Hariri Pontarini Architects imzalı projeler; farklı ölçeklerde mimarlığın kültürel üretim, teknoloji ve kamusal deneyimle kurduğu ilişkileri yeniden düşünmeye açıyor.

Metamorphosis in Motion | Lina Ghotmeh Architecture

Görsel: Lina Ghotmeh Architecture

Lina Ghotmeh tarafından Milano Tasarım Haftası kapsamında Palazzo Litta’nın avlusunda sergilenecek olan “Metamorphosis in Motion”, mimarın İtalya’daki ilk mekâna özgü açık hava enstalasyonu. MoscaPartners Variations sergisi için geliştirilen proje, yapının barok karakterinden beslenerek avluyu deneyim odaklı bir mekâna dönüştüren pembe tonlarda bir labirent kurgusu sunuyor. Enstalasyon, geçiş alanı olarak kullanılan avluyu yeniden tanımlayarak ziyaretçileri mekânla aktif bir ilişki kurmaya davet ediyor.

Görsel: Lina Ghotmeh Architecture

Kavisli geometriler, değişen perspektifler ve yönlendirilmiş dolaşım rotaları üzerinden şekillenen tasarım, hareketi mekânsal deneyimin temel bileşeni haline getiriyor. Monolitik yüzeyler ve oturma elemanlarından oluşan modüler kurgu, farklı kullanım senaryoları üreterek ziyaretçilere hem keşif hem de duraklama imkânı sunuyor. Ghotmeh’in “metamorfozun kullanım yoluyla ortaya çıktığı” fikrinden yola çıkan enstalasyon, avluyu temsil mekânından katılımcı bir kamusal ortama dönüştürmeyi amaçlıyor.

Stone Clouds | Carl Fredrik Svenstedt Architects

Görsel: Luxigon

Carl Fredrik Svenstedt Architects tarafından İsveç’te tasarlanan Stone Clouds, veri merkezlerinin çevresel etkisini azaltmayı hedefleyen yenilikçi bir altyapı projesi. Stockholm Arlanda Havalimanı yakınında inşa edilmesi planlanan yapı, Evroc için geliştirilen daha geniş ölçekli bir taş veri merkezi stratejisinin ilk uygulaması olacak. Yüksek dayanımlı granit panellerle inşa edilecek yapı, beton yerine düşük karbon ayak izine sahip malzemeler kullanarak sürdürülebilir bir alternatif sunuyor.

Görsel: Luxigon

Silo tipolojisini çağrıştıran iki oval kule, sunucu çekirdeklerini çevrelerken; erişim, soğutma ve teknik altyapı bu hacimlerin çevresinde organize ediliyor. Taşın termal kütle etkisi sayesinde iç sıcaklık dengelenip enerji tüketimi azaltılıyor. Uzun ömürlü ve dönüştürülebilir olarak tasarlanan yapı, gelecekte farklı programlara adapte edilebilecek esnek bir altyapı öneriyor ve veri merkezlerini endüstriyel mirasın potansiyel devamı olarak nitelendiriyor.

Centre for Contemporary Arts (CCA) | Studio KO

Görsel: Studio KO, Uzbekistan Art and Culture Development Foundation

Studio KO, 1912 tarihli bir endüstri yapısının çağdaş sanat ve araştırma merkezine yeniden işlevlendirilmesiyle Taşkent’in kültürel altyapısına yeni bir katman ekliyor. Öncesinde bir dizel istasyonu ve depo olarak kullanılan yapı, Özbekistan Sanat ve Kültür Geliştirme Vakfı’nın girişimiyle bir kültür merkezine dönüşüyor. Centre for Contemporary Arts (CCA) projesi, bölgenin endüstriyel geçmişi ile geleceğe yönelik kültürel üretim hedefleri arasında bir köprü kurmayı amaçlıyor.

Görsel: Studio KO, Uzbekistan Art and Culture Development Foundation

Tasarım yaklaşımı, mevcut yapının karakterini korurken yeni eklemelerle mekânsal süreklilik yaratmaya odaklanıyor. Geleneksel Özbek malzemeleri ve ışığı filtreleyen yüzeyler, esnek ve açık mekânlar oluşturuyor. Mart 2026’da açılması planlanan merkez, sergilerden atölyelere ve sanatçı programlarına uzanan geniş bir program sunmayı vadediyor.

Gelephu International Airport | Bjarke Ingels Group (BIG)

Görsel: Bjarke Ingels Group (BIG)

Bjarke Ingels Group (BIG) tarafından tasarlanan Gelephu Uluslararası Havalimanı, Bhutan’ın Gelephu Mindfulness City master planının önemli bir parçası olarak geliştiriliyor. Ülkenin ikinci uluslararası havalimanı olacak olan proje, yerel kültürel değerleri çağdaş mühendislik çözümleriyle bir araya getirerek gelecekteki büyümeyi destekleyecek bir ulaşım altyapısı sunuyor. Lamine ahşap taşıyıcı sistem ve modüler kurgu, yapının genişleyebilir ve uyarlanabilir olmasını sağlıyor.

Görsel: Bjarke Ingels Group (BIG)

Geleneksel Bhutan mimarisinden ilham alan ahşap oymalar ve cephe detayları, yapıya hem kültürel hem de yapısal bir kimlik kazandırıyor. Fotovoltaik paneller, doğal havalandırma ve gölgeleme elemanlarıyla desteklenen tasarım, çevresel performansı önceliklendiriyor.

Ontario Science Centre | Hariri Pontarini Architects & Snøhetta

Görsel: Hariri Pontarini Architects + Snøhetta

Snøhetta ve Hariri Pontarini Architects tarafından tasarlanan Ontario Science Centre, Toronto sahil şeridindeki kapsamlı yeniden geliştirme projesinin bir parçası. Yaklaşık 37.000 metrekarelik yapı, Ontario Place’in mevcut kültürel yapılarıyla entegre olacak şekilde tasarlanarak bölgeyi yeniden tanımlayan kamusal bir odak noktası oluşturuyor. Dalgalı formu ve üst üste yerleşen hacimleriyle yapı, su ve gökyüzü arasındaki ilişkiye referans veren dinamik bir siluete sahip.

Görsel: Hariri Pontarini Architects + Snøhetta

Büyük ölçekli pencereler ve kamusal geçişler, iç ve dış mekânlar arasında süreklilik kurarken, projeye eşlik eden peyzaj düzenlemeleri sahil deneyimini genişletiyor. Yaya köprüleri ve açık alanlar, mevcut yapılarla bağlantı kurarak bütüncül bir kültür kampüsü oluşturuyor. 2029 yılında tamamlanması planlanan proje, bilimsel keşfi destekleyen mekânsal kurgusuyla hem eğitim hem de kamusal etkileşim açısından yeni bir referans oluşturmayı hedefliyor.